Haziranlar zordur, hep yaşadık, biliyoruz. Ancak, artık ''Dur!'' zamanı gelmedi mi?! Bu şiddetli polis copu yağmuru niye? Bu polis sadece emir aldığı için mi, maaşı için mi öldürüyor!
İsyan edenleri hiç dinlemeyen, yargılayamadan fiziksel ve ruhsal yitirişle hırpalayan bir şiddet elbette ki çağlardır var oldu. Ama az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik de bir arpa boyu yol gidemedik mi?! İsyanın hep haklı bir sebebi mutlaka vardır öğrenemedik mi? İnsanın sabrı, sabredip susmak sonucu dolup taşar öğrenemedik mi?!
İsyanlar, vandallıktan farklıdır, hiç okuyamadık mı? İsyan edene neden dersen, elbet nedeni vardır öğretilmedik mi?!
Sebebimiz ne olursa olsun, isyancı ya da isyanı durduran olalım bir kişiye bin kişi insanlık değildir, vicdanımız hissetmedi ki! Polis copuyla, biberiyle, çoğunluğuyla tek bir genci katledercesine hırpalarken hiç düşünmedik mi; bir polis de birçok genç arasında yalnız kalabilirdi, kalmıştır da, ancak neden darp edilmedi? Neden basit: polisin iki parmağı havada barışı simgeleyerek copuyla, biberiyle saldırması karşısında sadece ağzında bez parçasıyla, gözünde gözlüğüyle, elinde talcidli suyuyla direnen gencin sadece hak ve özgürlük ihtiyacı vardı; polisin ihtiyacı neydi? Yıllardır hayata, anasına babasına, arkadaşına, amirine, halkına karşı içinde ezilerek biriktirdiği kin ve nefreti elindeki vurucu, sıkıcı silahı kullanarak bir yere boşaltmak, öğrendiği halkı koruma stratejilerini katletme derecesinde halka işkence etmek mi? Ve bunun açıklaması 'Maaşımı sen öde, senin yanında olayım!' diyerek satılmış ruhunun ızdırabını hafifletme çabası mı?
Polis sana sesleniyorum; zaten aldığın maaşı ödediğim vergimle, yaptığım alış-verişin ekonomisiyle, kullandığım oyla kurulan hükumetin vekilleri vasıtasıyla alıyorsun! Paranı ben veriyorum; ekmeğin, ruhun eğer diğerleri gibi satılmışsa boğazına dursun; güveneceğin bir kul kalmasın! Ah'ımdır.
Ethemler, Abdullahlar, Selçuklar,
Çağanlar, Furkanlar,
direnen gençlik,
isyan için...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder