Güç ve irade paylaşımı her zaman her ülke için hazırda bekleyen bir canavar. Ancak 90 yıllık cumhuriyet hayatı boyunca Türkiye bu güç ve irade paylaşımı dağıtımını başarabilmiş olsa da -ki bu da ayrı bir tartışma konusudur.-, bu dağılımın dengelerini koruduğu pek de iddia edilemez. Gelen her bir hükumet sandık başında halkın her kesiminin oyuyla gelmiş olsa da, politikaları ve stratejilerini her daim bir öncekini kötüleyerek yükselmek üzerine kurmuş ve sonra kendinden sonrakine daha da kötü durumda; eksilmiş bir ekonomi, yıpranmış bir demokrasi ve sindirilmiş bir halk bırakmıştır.
Ancak 2013 yılının mayıs ayının sonunda çok insanice sadece ağacı, hayvanı, yeşili; doğayı korumak amacıyla başlayan protestoların geldiği nokta gösteriyor ki; tükenmiş, sinmiş ve korkmuş adeta dibe vurmuş bir halkın artık kaybedecek hiçbir şeyi yok. Bu olayların tek sorumlusu şuanki iktidar parti değil, şuana kadar iktidara gelmiş ve bine bir katmamış hep eksiltmiş tüm partiler, tüm yöneticilerdir; buna ses çıkarmayı denememiş, denese de kolay yılmış, vazgeçmiş tüm sivil örgütlerdir. Fakat gözardı edilemeyecek bir durum var ki, şuan Taksim gezi parkından başlayıp başta Ankara, İzmir olmak üzere Türkiye'ye yayılan, gitgide kapsamı genişleyen bu direniş şekil değiştiriyorsa bunun sebebi insanların yıllardır yaşadığı sıkışmışlık, köşeye sıkıştırılmışlık hissi, korunaksızlık duygusu, eşitsiz hak ve özgürlük dağılımıdır. Taksim gezi parkı direnişi şuan dayan Türkiye direnişine dönüşmüşse, her gün her yerden isyan yükseliyorsa bunun tek sebebi cumhur devlet anlayışının değiştirilip polis devlet anlayışına kayılması; polisin halkı korumak amacını, birlik ve dirliği sağlamak ilkesini bir köşeye atıp iktidarı korumak ve yüceltmek adına halkına orantısız güç uygulamasıdır.
Bu durumda 01.06.2013 günü insanlarımız polisin geri çekildiği yerleri için '' ele geçirdik, bu bölge temiz'' diyorsa bu onların zaten sahibi oldukları toprakların, onların elinden alındığını ve bunun uğruna gerekeni yapmaları gerektiğini düşündükleri anlamına gelir. Şuanda genciyle, yaşlısıyla; sanatçısıyla, zanaatkarıyla; işçisiyle, işsiziyle; müslümanıyla, gayrimüslimiyle; alevisiyle, sünnisiyle, Türküyle, Ermenisiyle, Lazıyla, Kürdüyle her insan Türk bayrakları altında marşlar söyleyerek ve sloganlarını özgürlüğe çevirerek kol kola direnirken, eğer bir ülke başbakanı çıkıp '' Siz kaç kişiyseniz iki katını yollarım.'', ''O ağaçlarda sallandırılmalılar.'' diyebiliyorsa asıl bölücünün, asıl diktatörün, asıl hainin kim olduğu aşikardır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder